İŞÇİYE ÖDENEN ÜCRETİN MİKTARI İLE ÖDENİP ÖDENMEDİĞİNİN İSPATI
İŞÇİNİN ÜCRETİNİN İSPATI
Ø Davacının aylık ücretinin miktarı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. Dava dilekçesinde aylık ücretin miktarı açıklanmamış, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ihbar kıdem tazminatı ile izin ücreti bakımından tanık beyanlarında yer alan ücrete değer verilmiş, ancak diker işçilik alacakları bakımından asgari ücret hükme esas alınmıştır. Davalı vekili bilirkişi raporuna itirazında meslek odasından ücret araştırması yapılması gerektiğini belirtmiş, mahkemece ücret konusunda bu yönde bir araştırmaya gidilmemiştir. Ücret konusunda taraflar arasındaki çekişme giderilmiş değildir. İkili meslek kuruluşundan davacı işçinin kıdemi fiilen yaptığı işi ve meslek unvanı belirtilerek alabileceği ücret miktarının sorulmalı ve kelen cevaba göre dosya içindeki bilgi ve belgeler yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak gerekirse ek rapor da alınmak ve davalı yararına usuli kazanılmış ilkesi gözetilmek suretiyle karar verilmelidir (9. HD. 23.12.2008, 36634/34971).
 
Ø Davacı, TİS'den kaynaklanan ücret alacağı, ikramiye, prim, sorumluluk zammı, yakacak yardımı, yılbaşı ödeneği, izin yardımı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Davacıya aylık ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapıldığı anlaşılmaktadır. Aylık ücret bordrolarında tahakkuk ettirilen miktarlar banka vasıtasıyla davacıya ödenmiş ise artık bordroların imzasız olması sonuca etkili olmayacaktır. Başka bir ifadeyle banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir (9. HD. 19.12.2008, 43007/34244).
 
Ø Davacı, ihbar tazminatı ile 7 aylık maaş alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılacak iş; işyerinde garanti ücret dışında bahşiş ve prim ödemesi olup olmadığını tanıklara etraflı bir şekilde sorup açıklattırmak, dosyaya sunulan davacının aldığı ücreti gösterir belgenin geçerliliğini denetlemek ve oluşacak duruma göre sonuca gidilmesi gerekir (9. HD. 5.12.2008, 34368/33532).
 
Ø Mahkemece, iş sözleşmesinin haklı nedenle sona erdirildiğine ilişkin olarak işverence herhangi bir tutanak ve fesih bildirim yazısı dosyaya sunulmadığı gibi herhangi bir haklı fesih iddiasınının ileri sürülüp kanıtlanmadığı gerekçesi ile ihbar ve kıdem tazminatına hükmolunmuş ise de, davalı bilirkişi raporuna itirazlarını kapsayan dilekçesi ekinde fesih sebebi yapılan olaya ilişkin tutanak ile davacının tebliğden imtina ettiği aynı tarihli fesih bildirim yazısını dosyaya sunmuştur. Deliller sınırlandırılmamış ise taraflar yargılama bitinceye kadar yeni delil ikame edebilirler. Usulen bir engel bulunmadığı halde tutanak üzerinde durulmadan üstelik dosyada fesih bildirim yazısı ve tutanak bulunduğu gözden kaçırılarak sonuca gidilmesi, Tanıkların ücret miktarına ilişkin çelişkili beyanları iddia edilen ücret miktarının doğruluğunu kabule elverişli olmadığı halde ücret bordroları getirtilmeden ve yöntemince ücret araştırılması yapılmadan iddia edilen ücrete itibarla alacaklara hükmolunması bozmayı gerektirmiştir (9. HD. 4.11.2008, 29853/30401).
 
Ø Dava, işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. Yerel Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiş; Özel Dairenin yukarıda yazılı bozma kararı üzerine; davacının gerçek ücretinin brüt 1.649,37 YTL. olduğu belirtilerek direnme kararı verilmiştir. Uyuşmazlık; davacının aylık ücretinin ne şekilde belirleneceği ve ticaret odası tarafından bildirilen ücretin esas alınması gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İş akdinin işverence haksız feshi nedeniyle işçinin alacak miktarı belirlenirken, bu hesabı doğrudan etkileyecek olan işçinin gerçek ücretinin saptanması gerekmektedir. Gerçek ücret; işçinin kıdemi, yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrettir. İş akdinin tarafları görünüşte bir ücret belirlemiş olabilirler, ancak bu ücret tarafların aralarında kararlaştırdıkları gerçek ücret olmayabilir. Uygulamada bazen taraflar arasında kararlaştırılmış olan gerçek ücret ( örneğin SSK primlerini daha az ödemek amacıyla) bordroya yansıtılmamakta, daha düşük (örneğin asgari ücret ) gösterilmektedir. Bu gibi durumlarda yargıç tarafından gerçek ücretin saptanması yoluna gidilmelidir.  İş sözleşmesinin tarafları arasında ücret miktarı konusunda çıkabilecek ihtilaflarda gerçek ücretin her türlü delille ispatı mümkündür. Aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, tanık beyanları gibi delillerle işçinin imzasını taşıyan ücret bordroları veya hizmet sözleşmesinde yazılı olan ücretin gerçek olmadığı kanıtlanabilir. Ücretin mevcut delillerle şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi mümkün bulunmayan kimi durumlarda, yapılan iş, hizmet süresi ve diğer belirleyici özellikler göz önünde tutularak ve ayrıca ilgili meslek örgütlerinden sorulmak suretiyle de belirlenebilir. Meslek örgütlerince bildirilen ücret miktarları tarafları ve mahkemeyi bağlayıcı nitelikte olmayıp, diğer bilgi ve belgelerle de desteklenmeleri gerekir. Somut olaya bakıldığında; davacının gerçek ücret olarak bildirdiği miktarın, davacı ile aynı işi yapan kişiye ait kesinleşmiş kararla da belirlendiğinden ve davacının kıdeminin bu kişiye göre daha fazla bulunduğu anlaşıldığından, davacının aylık brüt ücretinin 1.649,37 YTL olduğu hususu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenmiştir (HGK. 3.12.2008, 719/731).
 
Ø Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Ücret kural olarak dönemsel ( periyodik ) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve: sabit aralıklı zaman dilimlerine; dönmelere uyularak ödenmelidir. 4857 sayılı İş Kanununun 32. maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir. İş sözleşmesinin tarafları, asgari ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmiş olması taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi. ücret, Borçlar Kanunun 323. maddesinin 2.fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçiler o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. 4857 Sayılı İş Kanununun 8. maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusunun mahkemece resen araştırılması gerekmekle, mahkemenin belgeye değer vermeden önce muvazaa şüphesini ortadan kaldırması ve kendiliğinden gerekli araştırmaya gitmesi gerekir. Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Asıl sorun, yasal yükümlülüğe ve cezai yaptırıma rağmen 8. ve 37. madde hükümlerine aykırı şekilde belgelerin hiç verilmemesi noktasında ortaya çıkar. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı iş Kanununun 8 ve 37. maddelerinin işverene bu konuda bazı yükümlülükler de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, İş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümüne yardımcı nitelikte olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dişiliği önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmiş olması, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında taraflar delillerinin değerlendirilmesi sırasında, işverence düzenlenmesi gereken bu tür belgelerin düzenlenmiş olup olmamasının da gözetilmesi gerekir. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. işçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir:
ÖRENEK: 1) Somut olayda tekstil işyerinde makineci olarak çalışan davacı ayda net 329 YTL ücret aldığını iddia etmiş davalı ise asgari ücret aldığını savunmuştur.Davacı bu dosya için tanık dinletmemiş işe iade davasında dinlenen davacı tanıkları ise aylık 299 ytl aylık ücret aldığını ifade etmişlerdir. işverence sunulan ücret bordroları imzalı ve asgari ücretten düzenlenmiş olup davalı tanıkları da savunmayı doğrulayarak davacının asgari ücret aldığını belirtmişlerdir. iddia edilen ücretten yapılan hesaplamalara itibar edilerek istekler hüküm altına alınmıştır. Mahkemece bu şekilde sonuca ulaşılması hatalıdır. Davacının yaptığı iş, meslek unvanı, davalı işyerindeki çalışma süresi belirtilmek suretiyle meslek kuruluşlarından alabileceği ücret araştırılmalı dosyadaki tüm delillerle birlikte değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmelidir. Yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır (9. HD. 19.11.2008, 32418/31380).
Örnek 2: Somut olayda davalı işyerinde uluslararası tır şoförü olarak çalışmıştır. Davacının ücretine ilişkin olarak asgari ücret üzerinden düzenlenmiş imzalı bordro örneği sunulmuştur. Mahkemece bilirkişi raporunun kabulü ile davacının yurtdışı seferlerinde aldığı harcırahın zorunlu masraflarını karşılamak üzere verildiği gerekçesiyle kıdem tazminatına esas ücrete yansıtılmamıştır. Davacının aylık kazancının asgari ücrete ilaveten yurtdışına çıktığında aldığı harcırahlar olduğu, dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Mahkemenin vardığı sonuca göre başka işyerlerinde geçen çalışması ile birlikte 10 yılın üzerinde tecrübesi olan tır şoförünün asgari ücretle çalıştığının kabulü dosya içeriğine ve hayatın gerçeklerine uygun düşmemektedir. Harcırah yurtdışına sefer yapan tır şoförü ile işveren arasında sözleşmenin ücret unsurunun önemli bir bölümünü teşkil eder. Bu sebeple sürekli bir ödeme olduğu için harcırahın da tazminata esas ücrete yansıtılması gerekir. Bu konuda yapılacak iş davacının ayda kaç sefer yaptığı konusunda gümrük giriş çıkış beyannameleri ve pasaport kayıtları getirtilerek, tanık beyanları ve dosya kapsamındaki deliler ,birlikte değerlendirilerek öncelikle davacının son bir yıl içerisinde görevi sebebiyle yurtdışına çıktığı ücretin tespiti ve bu süre içerisinde aldığı harcırah miktarının 365 e bölünmek suretiyle bir güne isabet eden tutarının kıdem ve ihbar tazminata esas ücrete yansıtılmasından ibarettir. Yazılı şekilde eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalıdır (9. HD. 30.10.2008, 30918/29554).
ÖRNEK 3: Somut olayda, davacı ustabaşı yardımcısı olarak aylık net 850.- YTL ücret aldığını ileri sürmüştür. Mahkemece, imzalı ücret bordroları esas alınarak karar verilmiştir. Dosyaya sunulan 2005 yılı Haziran ayı ve önceki aylara ait bordrolar imzalı olup, 2005 yılı Temmuz ve Ağustos ayı bordrolarında ise imza bulunmamaktadır. Davacı tanığı Sezai'nin de doğruladığı üzere davacının son olarak Rusya'da çalıştırıldığı gözetilerek yukarıdaki ilkeler doğrultusunda araştırılarak sonucuna göre aylık ücret miktarı belirlenmelidir (AMK. 7.10.2008, 26244/25908).
ÖRNEK 4: Somut olayda uyuşmazlık davacı işçinin aylık ücret miktarına ilişkindir. Davacı aylık net ücretinin asgari ücretin üstünde olduğunu ileri sürmüş, davalı ise net 102.405.000 TL. olduğunu savunmuştur. Davacı taraf bu konuda tanık dinletmemiştir. Bu durumda davacı işçinin kıdemi, yaptığı iş ve diğer vasıfları belirtilerek meslek odalarından davacının alabileceği emsal ücret araştırması yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması hatalıdır (9. HD. 19.6.2008, 22865/16537).
ÖRNEK 5: Somut olayda davalı işyerinde oto cam tamiri ustası olarak çalışan davacı aylık net 800 ITL ücret aldığını iddia etmiş dinlenen davacı tanıkları da bu yönde ifade vermişlerdir. Davalı ise aylık brüt 495 YTL olduğunu savunmuş ve imzalı bordrolara dayanmıştır. Mahkemece davacı iddiasına itibar edilerek hüküm kurulmuşsa da bu şekilde sonuca gidilmesi hatalıdır. Davacının alabileceği ücret yukarıda belirtildiği şekilde araştırılmalıdır. Eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalıdır (9. HD. 12.5.2008, 18954/12201).
Ø İbranamenin serbest irade ile alınmadığı konusunda davacı iddiası bulunmaktadır. Bu durumda tanık dinleme yoluyla somut olayın ortaya çıkarılması gerekmektedir. Gerekirse yemin deliline başvurularak sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir (9. HD. 28.3.2008, 14313/6731).
 
Ø Taraflarca ücret hususunda dosyaya sunulan deliller, iş sözleşmesi, imzasız ücret bordroları ve Bölge Çalışma Müdürlüğü yazısı raporunun bir kısmı ve tanık beyanıdır. Yazılı belgeler birlikte değerlendirildiğinde davacının ücretinin asgari ücret olduğu anlaşılmaktadır. Davacı yazılı bu belgelerin aksini eşdeğer bir belge ile kanıtlamış değildir. Buna göre, bilirkişi raporundaki asgari ücret üzerinden hesaplanan ikinci seçenek esas alınarak hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır (9. HD. 27.3.2008, 15269).
 
Ø İMZALI ÜCRET BORDROLARININ ESAS ALINMASI ( Davacıdan Ücret Bordrolarındaki İmzaya Bir İtirazı Olup Olmadığını Sormak İmzaya İtiraz Edilmesi Halinde İmza İncelemesi Yapmak Gerektiği ): Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının, maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı işverence mahkemeye ibraz edilen davacıya ait işyeri şahsi dosyasında işverence düzenlenen ücret bordrolarında davacının imzasının olduğu, olayın olduğu 1999 Ağustos ayı, için düzenlenen ücret bordrosunun aylık 68.631.120 TL. net ücretten tanzim edildiği, 2003 yılı Ekim ayına kadar imzalı ücret bordrolarının bulunduğu görülmektedir. Somut olayda bilinen ücret varken İstanbul Ticaret Odası tarafından bildirilen emsal işçi ücreti esas alınmak suretiyle tanzim edilen bilirkişi hesap raporunun gerçeği yansıtmadığı giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğundan söz edilemeyeceği açıktır. Yapılacak iş; davacıdan ücret bordrolarındaki imzaya bir itirazı olup olmadığını sormak, imzaya itiraz edilmesi halinde imza incelemesi yapmak, imzanın davacıya ait olduğunun anlaşılması durumunda bordrodaki ücret esas alınarak tazminatı bilirkişiye yeniden hesaplatarak çıkacak sonuca göre karar vermektir (21. HD. 13.3.2008, 16235/4172).
 
Ø Taraflar arasında uyuşmazlık konusu davacıya ödenen işçilik ücretinin miktarıdır. Dosya içeriğindeki imzalı ücret bordrosu ile işverence işçiye verilen belge arasında çelişki bulunmaktadır. Ücretin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenebilmesi için meslek odalarından görüş alınması dosya içeriğindeki diğer delillerle bir değerlendirmeye gidilerek sonuca varılmalıdır (9. HD. 10.3.2008, 1309/4014).
 
Ø Davacının aldığı ücret taraflar arasında ihtilaflıdır. Dosyaya ibraz edilen bordrolar imzalı ise de davacı bordrolardaki imzaların kendisine ait olmadığını ileri sürmüştür. Tanık beyanları da çelişkilidir. Tanıklar arasındaki çelişki giderilmeden ve bordrolardaki imzanın davacıya ait olup olmadığı belirlenmeden eksik inceleme ile bir tanığın ifadesine değer verilerek davacının iddiasına göre ücretin saptanması ve buna göre yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulması hatalıdır (9. HD. 19.11.2007, 7727/34457).
 

KİTAP

Av. İlker Hasan Duman
Açıklamalı-İçtihatlı
İNŞAAT HUKUKU
6. Baskı
Seçkin Yayıncılık, 2014

YARGI HABERLERİ

Acele Kamulaştırmada Acelelik Halinin Değerlendirilmesi, ele kamulaştırılacak taşınmazlar açıklıkla gösterilmek suretiyle acele kamulaştırmanın kapsamı ve çerçevesinin belirlenmesi, acelelik halinin dışındaki durumlar için [Devamı...]
Katkı Payı Davasında Zamanaşımı, t olaya yeni Medeni Kanunda yer alan zamanaşımı kuralları uygulanmaksızın mal rejimi ve Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri dikkate alınarak çözüm [Devamı...]
Vadeden Sonra Ciro Alacağın Temlikidir, (12. HD. 19.1.2010, 19566/934). [Devamı...]
Bonoda Zamanaşımı, ; yıldır (12. HD. 17.3.2009, 25557/5658). [Devamı...]
Sözleşmeye Aykırılıktan Kiracının Tahliyesi, lığın giderilmesinin istenmesi gerekir. Kiralanan yerin açık şekilde fena kullanılması durumunda ihtar gönderilmesine gerek yoktur (6. HD. 2.11.2010, 7891/11974). [Devamı...]
Kararın Yalnız Boşanma Hükmünün Kesinleşmiş Olması, uml;re, nafaka ve tazminat alacağı kesinleşip kesinleşmediğine bakılmaksızın takibe konulabilir hale gelmiştir (HGK. 22.10.2002, 656/638). [Devamı...]
Kiralanan Yerin Boşaltıldığının İspatı ve Geriye Kalan Ayların Kirasında Kiracının Sorumluluğu, nundan önce boşaltan kiracı geri kalan sürenin kira parsından sorumlu olur. Ancak kiralayan da zararın artmaması ve taşınmazı aynı koşullarda başkasına kiralamak için gerekli [Devamı...]
Sanayi Suyunun Kaçak Olarak Satılması, delin davalı tarafından ödenmediğini öne sürmüştür. Mahkemece, dava konusu olayla ilgili olarak davacının yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar [Devamı...]
Sigortalılık Başlangıç Tarihinin Tespiti Davası, varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur ve fiili çalışma [Devamı...]
Bağımsız Bölümde Oturanların Komşularını Rahatsız Etmesi Ya da Yükümlülüklerini Yerine Getirmemesi Tahliye Nedeni Değildir, nda o kişinin ya da kişilerin bağımsız bölümden tahliyesini değil, Kat Mülkiyeti Kanunu md. 33/son’daki yaptırımın uygulanması gerekir. Tahliye hususu aynı Yasanın 24. [Devamı...]
Mal Ayrılığı Rejiminin Geçerli Olduğu Dönemde Taşınmaz Alırken Eşe Yapılmış Olan Katkı "Elden Bağış" Niteliğindedir, karşılıksız kazanma yoluyla gelen bu para, onun kişisel malı olmuştur. Davalıya ait pay “bağış” yoluyla gelen bu para ile alındığına ve davalının kişisel malı olduğuna göre, davalı [Devamı...]
Birbiriyle Çelişen Raporlar, l;m kurmaya elverişli değil ise mahkemece yapılacak iş ya HUMK 283. maddesi uyarına aynı bilirkişiden ek rapor almak ya da HUMK 284. maddesi uyarınca yeniden inceleme yaptırmaktan ibarettir. [Devamı...]
Takasa İbraz Edilen Çekin Kısmen Ödenmesi, l;ek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanunun 6/son maddesi “Takas odaları aracılığı ile ibraz edilmiş çekler için 10. maddede belirtilen sorumluluk miktarı dahil kısmi [Devamı...]
Hırsızlık ve Yağma Suçu Arasındaki Farklar, hdit veya hırsızlık ve yaralama suçunu oluşturur. Yağma suçunda tehdit veya cebir malın alınmasına veya teslimini sağlamaya yönelik olmalıdır. Mağdurun yaralanmasından sonra [Devamı...]
Başkasına Ait Kredi Kartını Kullanma, ;ğrenmek suretiyle ele geçirdiği menkul mal niteliğindeki banka kartıyla para çekmesi eyleminde kredi karının kötüye kullanılması yanında hırsızlık suçu da [Devamı...]
Fazla Mesainin İspatı, k dinlenebilir, herkes tarafından bilinen vakıalara da dayanılabilir. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma görünüyorsa ve işçi bordroları çekince koymadan [Devamı...]
İşçinin Başka Bir İşyerinde Çalıştırılması, n sözleşme hükmü geçerlidir. Ancak bu yetkinin işveren tarafından dürüstlük kuralına uygun olarak kullanılması gerekir (9. HD. 24.5.2010, 20411/14372). [Devamı...]
Verilen Onayın Geri Alınması TMK md. 2'ye Aykırıdır, a açmaları dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz (18. HD. 15.6.2010, 1416/9003). [Devamı...]
Bonoda Bedelsizlik İddiasının İspatı, [Devamı...]
Çek İptalini İsteme Hakkı, böyle bir hak tanınmamıştır. Böyle bir durumda keşideci, anılan Yasanın 711. Maddesi hükmü gereğince muhatabı ödemekten men edebilir veya elinden çıkan çek [Devamı...]
Kasko Sigortalı Araçta Meydana Gelen Hasar, ortalı aracın sürücü belgesiz kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen hasarlar teminat dışıdır. Kaza tarihinde sigortalı araç [Devamı...]
Manevi Tazminat, a açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarar uğrayanın manevi ıstırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Manevi [Devamı...]
Haksız Fiilde Failin Temerrüdü ve Faizden Sorumluluğu, inden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği [Devamı...]
Boşanma Davasında Ziynetlerin İstenmesi, ahsilini de istediğine göre, hüküm altına alınan ziynetlerin cins, gram ve ayarları gösterilmeden toplamının değerine göre hükmedilmesi doğru değildir (2. HD. [Devamı...]
Boşanma Davasında Çalışmaya İzin Verilmemesinden Kaynaklanan Kazanç Kaybının İstenmesi, asının izin vermediğini öne sürerek, bu yüzden yoksun kaldığı kazanç kaybına karşılık maddi tazminat istemiştir. Bu talep TMK’nun 174/1 kapsamında boşanmanın eki [Devamı...]
KAZANILMIŞ HAK, nmazdaki yapıların kaba inşaatının tamamlandığı, idare mahkemesince dava konusu yapı ruhsatlarıyla tespit edilen kısım haricinde yeni yapılaşma hakkı verilmediği, bu nedenle ruhsatların kazanılmış [Devamı...]
İŞLEMİ KURAN İDARE ONU GERİ ALABİLİR, ">Fazla çalışma ücretlerinden kesilen gelir vergisinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun Defterdarlık tarafından kabul edilerek yapılan kesintilerin davacıya ödendiği, sonrasında [Devamı...]
İDARE MAHKEMESİNDE DAVA AÇMA SÜRESİ, ">Anayasanın 125’inci ve 1602 sayılı Kanunun 40’ıncı maddesinde, dava açma süresinin her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren [Devamı...]
Karayolları Trafik Kanunundan Doğan Hukuk Davalarında Görevli Ve Yetkili Mahkeme, e yayımlanan değişiklikle bu kanunun uygulanmasından doğan hukuk davalarında görevli ve yetkili mahkemeler yeniden belirlendi: "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları [Devamı...]
Karayolları Trafik Kanunundan Doğan Hukuk Davalarında Görevli Ve Yetkili Mahkeme, e yayımlanan değişiklikle bu kanunun uygulanmasından doğan hukuk davalarında görevli ve yetkili mahkemeler yeniden belirlendi:          “İşleteni [Devamı...]
Alkollü Araç Kullanmak, ol açmaz. Mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan kurul aracılığıyla; olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip [Devamı...]
Bonoda Zamanaşımı, re üç yıllık zamanaşımı süresine tabi iseler de; söz konusu bonolar taraflar arasındaki temel borç ilişkisi yönünden yazılı delil başlangıcı olarak kabul [Devamı...]
Üye Kooperatifle İlişkisini Kesince Üyelik Sıfatı Sona Erer, üğünü yerine getirmeyen ve ilişkisini kesen davacının kooperatif ortağı olduğunun tespiti için açmış olduğu davanın MK’nın 2. Maddesi uyarınca kabul edilemeyeceği, [Devamı...]
Estetik Ameliyatı Yapılmasına İlişkin Sözleşme, öne sürerek maddi ve manevi tazminat istemiştir. Dosya kapsamından estetik ameliyat konusunda tarafların sözleştikleri anlaşılmaktadır. Tarafların sözleşme yapmaktaki asıl [Devamı...]
Müstehcen Görüntü Bulundurma, ideo görüntüleri olduğu, bir kısmının ise hayvanlarla insanların cinsel ilişkilerinin görüntülerini içerdiği, çocukların kullandığı müstehcen [Devamı...]
Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi-Yolsuz Tescil, nde olup, bu yolla oluşan tapu kayıtları gerçek mülkiyet durumunu oluşturmaz. Yüklenici edimini ifa ettiği oranda şahsi hak elde edebilir ve elde ettiği hakkını [Devamı...]
Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi-Alacağın Temliki-İtiraz ve Defiler, ly: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Yüklenici arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesine göre kazandığı şahsi hakkını [Devamı...]
Temyiz Harcının Yatırılamaması-adil Yargılanma Hakkı, kça yüksek miktarda olan karar ve temyiz harcının yatırılmasının istenmesi ve verilen sürede yatırılmaması üzerine kanun yoluna başvuru hakkının ortadan [Devamı...]
Harici Satış Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil, kümleri uyarınca isteyebilirler. Taşınmazın güncel karşılığı talep edilmez ise de, harici satış nedeniyle ödenen bedelin uyarlama kuralları gereğince hesaplanması ve sonucuna göre [Devamı...]
Tespit Davasında Hukuksal Yarar Koşulu, rdan söz edebilmek için; bir hakkın veya hukuki durumun mevcut ve yakın bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, bu tehdidin zarar doğurabilecek nitelikte olması, tespit [Devamı...]
Sözleşmeye Aykırılık Nedeniyle Tahliye, iş olmasının verilen süreden sonra olup akde aykırı davranışı ortadan kaldırmayacağı gözetilmelidir. Öte yandan kiralanan kiralanma amacı dışında kullanılmaya da devam etmekte olup, [Devamı...]
İştirak Nafakası, ;ocuğa bakıyorsa, çocuğa bakan taraf velayetin nezi davasını açmadan doğrudan iştirak nafakası talebinde bulunabilir (3. HD. 11.10.2010, 14433/16126). [Devamı...]
Boşanmada Manevi Tazminat, zere boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden olmalıdır. Boşanma sebebi olarak gösterilmemiş, ancak boşanmanın kesinleşmesine kadar gerçekleşmiş sadakat [Devamı...]
CEMAAT VAKIFLARININ GAYRİMENKUL EDİNME HAKKI:, ip gerçek ve tüzel kişiler sahip olabilirler. Fransız ... Rahipleri adlı topluluk adına tapuya kayıtlıyken, açılan dava sonucu tüzel kişiliği bulunmayan ve ne Türkiye [Devamı...]
AİHM'NCE HÜKMEDİLEN TAZMİNATIN HAZİNECE ÖDENMESİ:, ersonele rücu mekanizması işletilmediği için dava yoluna başvurulduğunu, sorumlulara rücu etme konusunda idarenin takdir yetkisi bulunmadığını; maddi mağduriyetleri ödenen [Devamı...]
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ'NİN KESİNLEŞMİŞ HAK İHLALİ KARARLARI:, üler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmuşlardır. Anılan mahkeme, hükümlülerin yargılandığı Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin bağımsız ve tarafsız olmaması, savunma [Devamı...]
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ'NİN KESİNLEŞMİŞ HAK İHLALİ KARARLARI:, r, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmuşlardır. Anılan mahkeme, hükümlülerin yargılandığı Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin bağımsız ve tarafsız olmaması, savunma hususunda [Devamı...]
AVRUPA SOSYAL ŞARTI:, uml;venlik sisteminden yararlanarak böyle bir imkan sağlayamayan herkese yeterli yardımı sağlamayı ve hastalık halinde bu kişinin şartlarının gerektirdiği bakımı sağlamayı akit taraflar [Devamı...]
AHİM ÖNÜNDE YAPILAN SULH ANLAŞMASI İİK'NIN BELİRTTİĞİ ANLAMDA İLAM SAYILMAZ:, ilişkin kararına dayanarak Dışişleri Bakanlığı aleyhine ilamlı icra takibine geçmiş, takibe mercii nezdinde borçlu vekilince şikayet edilmiştir. İlamlı icra yoluna başvuru için [Devamı...]
AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİNE AYKIRILIK:, lgili davalarda, davanın taraflarının herbirinin; diğer taraf karşısında kendisini önemli ölçüde dezavantajlı konumda bırakmayacak şartlarda iddia ve savunmalarını mahkemeye [Devamı...]
TERCÜMANLIK ÜCRETİ SANIĞA YÜKLETİLEMEZ:, nığa sağlanan tercüman için ödenecek ücretin mahkumiyet halinde dahi sanığa yükletilemez (7. CD. 24.6.2003, 2478/5303). [Devamı...]
AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ KAPSAMI:, n Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin 10.maddelerinde öngörülen ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları ile de desteklenen [Devamı...]
ADİL YARGILANMA HAKKINA AYKIRILIK, azlığın, taraflar arasında fark gözetmeksizin iddia ve savunmaların eşit ve karşılıklı yapıldığı dürüst bir yargılamadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uluslararası insan [Devamı...]
DİL BİLMEYEN SANIĞIN ÜCRETSİZ OLARAK ÇEVİRMENDEN YARARLANMA HAKKI, yardımından ücretsiz olarak yararlanmak hakkına sahiptir" hükmüne aykırı olarak mahkemece mahkum olan dil bilmeyen sanıktan çevirmenlik ücretinin alınmasına karar [Devamı...]
AHİM'in KESİNLEŞEN KARARI, in kararına ilişkin AHİM 2. Dairesinin kesinleşen kararı nedeniyle 2577 sayılı Yasa'nın 53/1-ı maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü ile dava konusu işlemin iptali gerekir [Devamı...]

HIZLI ERİŞİM

Seçilmiş Mevzuat Seçilmiş Yazı ve Yargı Kararları Dilekçeler Sözleşmeler İhtarnameler İnşaat-İmar Sözlüğü İnsan Hakları Belgeleri İnsan Hakları Kararları Bilirkişi Raporları Yasal Faiz Hesabı Hukukumuzda Parasal Sınırlar Avukatlık Asgari Ücret Tablosu Önemli Yasal Süreler

KÜMELER

AYIN KONUSU YÖNETSEL YARGI YARGI DÜNYASI ANAYASA VE ANAYASA MAHKEMESİ MAKALELER AVUKATIN GÜNCELİ TBB DİSİPLİN KARARLARI FORUM PRATİK BİLGİLER RESİM VE KARİKATÜR ÖZLÜ SÖZLER ATATÜRK VE CUMHURİYET BAĞLANTILAR

HAVA TAHMİNİ

5 Günlük Hava Tahmini (İstanbul) 5 günlük hava tahmini
5 Günlük Hava Tahmini (Ankara) 5 günlük hava tahmini
5 Günlük Hava Tahmini (İzmir) 5 günlük hava tahmini Kaynak http://www.dmi.gov.tr