Açıklamalı İçtihatlı İNŞAAT HUKUKU 8. BASKI           KAVRAM DİZİNİ İÇİN TIKLAYIN


İNŞAAT HUKUKU adlı kitabımızın 8. Baskısının, SEÇKİN YAYINLARI tarafından yayınlandığını tüm meslektaşlarıma duyurmaktan duyduğum mutluluk büyüktür. 
Önceki baskıların kısa süre içinde tükenmesini sağlayan tüm meslektaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum.
Konuya bakış tarzımızı “önsöz”de şöyle açıkladık:
“Kitabımızın kısa bir süre içinde üçüncü baskısının yapılmış olması bir yazar için en büyük mutluluktur. Bunun için Seçkin Yayınlarına ve kitaba (alarak, eleştirerek, sorarak, yargı kararı göndererek) katkı sunan okurlara şükranlarımı sunuyorum.
İnşaat hukuku bir hayat hukukudur. Bu alanda hukukla hayatın çok sıkı biçimde örtüştüklerini, sözleşme adaletinin hukuksal adaletin önüne geçtiğini ve bunun da somut olayın özellik ve koşullarının doğru değerlendirilmesiyle sağlandığını belirtmeliyim. İnşaat hukuku deyince akla, arsa, iş sahibi, yüklenici, alt yüklenici, imar durumu, imar mevzuatı, projeler, nitelikli malzeme kullanımı, mimar ve mühendis, doğruluk ve güven kuralları, yüklenicinin maddi ve teknik olanakları, sosyal güvenlik kuralları gelir; başka bir anlatımla, inşaat hukuku birçok olgu, değer, ilişki ve aktörden meydana gelir.
Yargı kararlarıyla kesinleşmiştir: İnşaat Hukuku’nun “anahtar sözcükleri”nden biri, imar mevzuatıdır. Bu mevzuatın içinde İmar Yasasının ayrı bir yeri ve önemi vardır. İmar Yasası, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre koşullarına uygun oluşmasını ve gelişmesini sağlamak amacıyla düzenlenmiştir. Bunun anlamı, düzensiz kentleşmenin ve çarpık yapılaşmanın önlenmesidir, insa­nların can ve mal güvenliği sağlanmış yapılarda yaşayıp çalışmalarını olanaklı kılmaktır. Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek kamusal ve özel bütün yapıların İmar Yasası kurallarına uygun olma zorunluluğu bulunmaktadır. Hiçbir kimse, hangi amaçla olursa olsun, toplumun güvenliğini ve sağlığını ilgilendiren bu buyurucu kuralları çiğneyemez ve çiğnenmesine de izin veremez. Yapılaşmanın plan, sağlık ve çevre koşullarına uygun gelişmesini amaçlayan İmar Yasasının "fenne uygunluk" kavramı ile insanların içerisinde güvenle oturacağı bir yapının ortaya çıkmasını da arzu ettiği, o yüzden, daha inşaata başlanmadan işi denetime almak istediği görülmektedir. Zira, imar mevzuatında yapı ile ruhsat (izin) arasında çok sıkı bir ilişki kurulmuştur. Bu bağ, daha inşaata başlanmadan, alınması zorunlu yapı ruhsatı ile başlamakta ve inşaatın devamı sırasında denetim yoluyla sürmekte ve oturma izni (iskan ruhsatı) ile sona ermektedir. O nedenle inşaatın imar mevzuatında aranan koşulları taşıyıp taşımadığının ve yapı güvenliği olup olmadığının denetlenmesi, o inşaatın ruhsata (izne) bağlanması ile olanaklıdır. İmar Yasasına göre, inşaatın onaylanmış projesine uygun yapılması gerekir. Ruhsatsız (kaçak) veya ruhsata aykırı yapılar mühürlenerek durdurulur. Tanınan süreye karşın ruhsat alınmaz veya ruhsata aykırılıklar giderilmez ise, encümen veya il idare kurulunun kararı ile kaçak bina veya ruhsata aykırı kısımlar yıktırılır. İmar Yasası bu amaçla ciddi önlemler almıştır: Kimi ayrık durumlar dışında, her türlü bina yapımı, yerel yönetimlerden ruhsat (izin) alınmasına bağlıdır. Ruhsatsız veya ruhsata aykırı bina veya bağımsız bölümler, yerel idarelerce yıktırılır. Kaçak veya ruhsata aykırı bina yapımı "imar suçu" ka­bul edilerek, hem yüklenici ve hem de yapı sahibi hakkında cezai yaptı­rımlar getirilmiştir. İmar Yasası kuralları kamu düzeniyle ilgili olup buyurucu nitelik­te olduğundan, mahkemelerce kendiliğinden göz önünde bulundurulur. Arsa sahibi, ruhsatsız olarak inşaata başlamasını yükleniciden iste­yemez ve onu zorlayamaz. Yüklenici de ruhsatsız olarak inşaata başlaya­maz. İnşaatın kaçak yapılması durumunda, edimin yerine getirildiğinden söz edilemez. Kaçak veya ruhsata aykırı bina veya bağımsız bölümlerin, yasalar gözünde ekonomik değerleri yoktur. Yerel yönetimlerin, yı­kım kararlarına rağmen, bu kararları yerine getirmemeleri, hiç kimseye bir hak kazandırmaz. Bina sahibi, mahkemede yıkım davası açarak, alacağı kararı icra müdürlüğü kanalıyla yerine getirebilir. Yasanın yıkılmasını buyurduğu bir bina veya bölüm üzerinde tarafların korunmaya değer bir hakkı olamaz. Bu nedenle, eksik ve bozuk işler be­deli ile fazla işler bedeli, tescil ve mülkiyetin saptanması davaları dinlenmez.
Konut yapımı (villa, toplu konut siteleri), akaryakıt istasyonları yapımı, asfalt kaplama, boru hatları yapımı, depolama tesisleri yapımı, desenli asfalt uygulaması, drenaj tesisi yapımı, endüstriyel tesisler yapımı, enerji güç üretimi ve taşıma tesisleri yapımı, sanayi tesisi yapımı, genel onarım hizmetleri, hafriyat işleri, havaalanı yapımı, hizmet binaları yapımı, ısıtma, havalandırma, tesisat işleri yapımı, kanalizasyon tesisleri yapımı, karayolları yapımı, kırım ve yıkım işleri, köprü yapımı, liman yapımı, modüler yapı hizmetleri, otel ve diğer turistik tesis yapımı, otopark, yol çizgisi işleri, pis su arıtma tesisleri yapımı, spor alanları yapımı, su arıtma tesisleri yapımı, su depolama tesisleri yapımı, su getirme tesisleri yapımı, su yapıları yapımı, sulama tesisi yapımı, taşeronluk işleri, temel yapımı, temiz su arıtma tesisleri yapımı, terfi ve isale hatları, tünel yapımı, yapı güçlendirme hizmetleri, yeraltı yapıları yapımı, yüzme havuzları yapımı… deyince akla “yüklenici” ve “inşaat” gelir. Bir anlamda inşaat işleri uygarlığın bir yanının inşasıdır ve bunu yüklenici dediğimiz fedakâr insanlar gerçekleştirmektedir. Onlar bu eserleri gerçekleştirirken maddi ve manevi tüm varlıklarını ortaya koymakta, ayrıca sağlıklarını ve varlıklarını kaybetmektedirler. Bu eserlerin inşası sürecinde yaşanan eksiklik, bozukluk, kurallara uymama, gecikme gibi sorunların sorumlusu son aşamada yüklenici görünmekte ise de, her iki tarafın, mevzuatın, denetim kuruluşlarının, inşaat malzemesini kalitesiz üretenlerin, yerel yönetimlerin, siyasilerin, demokrasiyi yalnızca oy sananların, toplumun, yargının ve yargı aktörlerinin önemli payı vardır. Sorun yükleniciye indirgenemeyecek kadar büyüktür. Gaflet ve dalalet içinde bulunan sorumluların hakkından hukuk devleti gelememektedir. Peki, deprem, hortum, sel, fırtına gibi olaylarla doğa bunların hakkından gelmekte midir? Hayır. Çünkü doğanın öfkesinin mağdurları genel olarak yoksul, zayıf, masum veya daha az kusurlu insanlar olmaktadır. İmar planı değişikliğiyle yeşil alanların imara açılması en kolay, en adaletsiz, en vicdansız, en utanmaz, en sorumsuz rant aracıdır. Yoksulluk, eğitimsizlik, çaresizlik nedenleriyle de dere yatakları, heyelan bölgeleri, fay hatları çevrelerinde meydana getirilen yapılaşmayı da görmezlikten gelemeyiz. Bu bakımdan denetimle görevli idarenin sorumluluğu herkesinkinden büyüktür. Mimar Sinan’ın yüzyıllar önce yaptırdığı köprüler dimdik ayakta dururken, çok yakın bir zamanda yapılan köprüler, yollar, binalar, kanallar vb. sele ve depreme direnememiş ve kullanılamaz duruma gelmiştir. Bir yapı veya yapımın “uygarlık eseri” olabilmesi için başka koşullarla birlikte yüzyıllar boyunca ayakta kalması, toplumla ve doğayla bütünleşmesi gerekir. Günümüzde yapılan inşaatların çok kısa bir süre içinde eskiyip tahrip olmaları, devletin, iş sahiplerinin ve yüklenicilerin “uygarlık eseri” meydana getirme bilincinden uzak olduklarını göstermektedir.
Türkiye'de 15 milyon civarında konut stoku bulunmaktadır. Yılda ortalama 500 bin konuta ihtiyaç olduğu tahmin edilmektedir. Hali hazırda bulunan 15 milyon stokun yüzde 55'inin ruhsatsız ve kaçak olduğu, yüzde 60'ının 20 yaşüzeri konutlardan oluştuğu, yüzde 40'ının depreme karsı güçlendirilmesi gerektiği bilinmektedir. Konut açığı her yıl büyümektedir. Konut ihtiyacı; kişilerin ödeyebilme gücü ve tercihlerine bakılmaksızın, asgari seviyede barınabilmelerini sağlamak için gerekli konut sayısı ve niteliğinin, belli bir anda bulunan konut sayısı ve kalitesinden farkını belirtir. Konut talebi ise konut ihtiyacından farklıdır. Konut ihtiyacının talebe dönüşmüşolması için kişilerin söz konusu konutun fiyatını ödeme gücüne sahip olması ve bunu istemesi gerekmektedir. Konut talebinde, konutu kullanan aile ve kişinin demografik özellikleri, tercihleri, maddi olanakları ve makro ekonomik faktörler söz konusudur. Konut ihtiyacı, nitelik ve nicelik itibariyle iki farklı baslıkla değerlendirilir. Konut ihtiyacının niceliksel ölçümü; belli bir zamanda konut niteliklerinin, yaşanabilir ve sağlıklı olması için gerekli fiziksel standartlara yükseltilmesi üzere inşa edilmesi veya onarılması gereken konutları kapsar. Konut ihtiyacının nitel ölçümü ise; konut niteliklerinin, konutun fiziksel özelliklerinin yanı sıra sosyal ve çevre özelliklerinin de hesaba katılması sonucu ortaya çıkan gösterge olarak değerlendirilebilir. Konut sorunu açıklanırken, sayısal değerlerin ötesinde bütçeye uygunluk, güvenlik, sağlamlık, altyapı nitelikleri, kamu hizmetleri, işalanlarına ulaşılabilirlilik ve konut kalitesi gibi özelliklerin dikkate alınması gerekir. “Konut” sadece barınak olarak değil yaşanabilir birimler olarak tanımlanmalıdır. Yapıların doğal çevreye en az zarar verecek biçimde inşa edilmesi ve çevrenin ekolojik dengesinin gözetilmesi gerekir. Toplumsal sorun olan konut sorununun çözümlerinin geliştirilebilmesi ve tüm toplum nezdinde barınma hakkının sağlanabilmesi için; kentte oluşan rantın kamu yararına kullanılması, altyapı finansmanının geliştirilmesi ve altyapının iyileştirilmesi, kaçak ve niteliksiz yapılaşmanın önüne geçilmesi, konut inşası için gerekli arsanın kullanıma açılması, bilişim teknolojilerinden de yararlanılarak istatistiki verilerin toplanması ve bir veri tabanı oluşturulması, bütün kent arazilerinin büyük ölçekli haritalarının çıkarılması, bölgenin iklim, doğa, nüfus, yaşam biçimi vb özellikleri dikkate alınarak "yaşanabilir konut standartları” geliştirilmesi, yapım süreçlerinin tümünün, kamu görevlileri ve meslek odalarınca denetlenebilmesi gerekmektedir.
Bilimsel bilgi yerine, yargı kararlarına bağlanmak veya dayanmak büyük bir kolaycılıktır. Bilimsel bilgi geçerliliğini uzun süre devam ettirir; yargı kararı ise <çoğunlukla> değerlendirdiği konuyla sınırlı bir öneme sahiptir. Çünkü yargı organları (örneğin Yargıtay) standart mal üreten fabrikalar değildir. “Tıpkı aynı” olay meydana gelmesi güç olduğu gibi, savunma ve kanıtlar da farklı olabilir. Bunun için bir yargı kararını benzer olaylarda bile “kesin olarak uygulanması, uyulması ve göz önünde bulundurulması gereken” bir zorunluluk olarak görmemek gerekir. Özellikle hukukçuların yargı kararlarına aşırı “bağlanma saplantısı” bir tür virüstür. Hukukçu yargı kararını temel alırsa kendisini geliştiremez ve hukuka katkı yapamaz, kendisini de hukuku da dondurur. Bunun için hukukçu bilimsel bilgiyi temel alarak, yargıya yol göstermeli, kolay yolu değil, zor yolu seçmelidir. Şu nokta da belirtilmelidir: Günümüzün teknik olanaklarıyla her türlü yargı kararına kısa bir süre içinde ulaşılabilirken, bilimsel bilgiye ise o denli kolay ulaşılamayacak; önümüzdeki yıllarda yargı kararları ikinci plana düşerken, bilimsel bilgi kaynakları birinci plana çıkacaktır[1].
Kitapta yer alan Yargı Kararları konusunda bir açıklama yapmamız gerekmektedir:
·       Bu kararlardaki rakamlar altı sıfırı atılmış Türk Lirası haline dönüştürüldü.
·       Yargı kararları içerisinde yer alan bir yasa maddesi daha sonra değişmiş ve bu değişikliğe rağmen karar <içeriği bakımından> önem ve geçerliliğini koruyorsa, Yargı Kararlarında ayraç içinde yasa maddesindeki değişiklik belirtilmiştir.
·       Aynı veya benzer kararlardan yalnız birine yer verildi. Bu yapılırken de, yeni tarihli karara ve varsa üst kurul (Hukuk Genel Kurulu) kararına öncelik verildi.
·       Yargı kararı tüccarlığı yapmamak veya kitabı içtihat torbası durumuna düşürmemek için çaba gösterildi. Birçok kitapta yargı kararlarının yer aldığı sayfa sayısı tüm kitabın %75-80’inini oluştururken, bizim kitabımızda bu oran % 16’dır.
Önceki baskılarda vurguladığımız üzere, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin kararları, yerel mahkemelerin kararlarını denetlemekle sınırlı olmayıp, bu denetleme yoluyla, yerel yönetimleri, sözleşmecileri, avukat ve yargıçları eğitmekte, onlara imar mevzuatına uyma zorunluluğunu, uyulmaması durumunda katlanacakları sonuçları hatırlatmaktadır.”
Önceki baskıların bir eksiğini gidererek, 3. Baskıda kamu yapım iş ve sözleşmelerine de yer verdik.
Kitabın, inşaat ve imar hukuku alanında kalan pek soruna çözüm getireceğinden eminim. Yüksek bir iddia olacak ama, “inşaat sözleşmesinden kaynaklanan sorunum için kitapta bir açıklama göremedim” diyen çıkmayacaktır. İmar planı, inşaat ruhsatı, onaylanmış projenin ne zaman kazanılmış hak sorunu doğuracağı, şeklen hukuka uygun verilmiş yapı kullanma izinlerinin konusu olan yapıların hasar görmesi durumunda denetim makamı olan devlete dava açılıp açılamayacağı, depremin mücbir sebep sayılıp sayılmayacağı, depremin inşaat sözleşmelerine etkisi, devletin deprem hasarlarından sorumluluğu, inşaat devam ederken imar planında meydana gelen olumlu ve olumsuz değişikliklerin taraflara nasıl yansıyacağı, yapı denetim kuruluşlarının görev ve sorumlulukları, inşaat işlerinde iş güvenliği kuralları, aile konutu şerhi bulunan bir evin hangi durum ve koşulda inşaat sözleşmesine konu olacağı, imarsız alanlarda yapılaşma ve başka hiçbir “inşaat hukuku kitabında” bir arada bulamayacağımız onlarca konu işlenmiştir.
Kitaptan Bazı Konu Başlıkları
*Yüklenicinin özen, sadakat ve işi bizzat yapma borcu, * Alt yüklenici, * Görevli ve Yetkili Mahkeme, * Kim neyi nasıl neyle ispat edecek, * Arsanın kusursuz teslimi, * İnşaat devam ederken imar planlarında yapılan her değişiklik kazanılmış hak oluşturur mu, * İş sahibinin kabul temerrüdü, * Yüklenicinin genel ihbar borcu? * Yapı izni veya yapı kullanma izninin önemi, kimin alacağı, giderlerini kimin ödeyeceği, bu izinler alınmadan yapı yapılmasına hukukun yaklaşımı, * İyi malzeme seçme ve kullanma borcu, * Yüklenicinin işe zamanında başlamaması, programın gerisinde kalması, * Eseri teslim borcu, bu borcunu yerine getirmemesinin sonuçları, * Yüklenicinin ayıba karşı garanti borcu, * Eksik ve Fazla İş, * Önemli ayıp ve aykırılıklarda iş sahibinin sözleşmeden dönme hakkı, *Eserin ayıplı olmasında iş sahibinin sorumluluğu, * Ayıplı Eserin Kabulü, * Zamanaşımı, * İş Sahibinin Ücret Borcu, * Götürü Ücret, * Bozulan edimler arası dengenin yeniden kurulması, * Fiyat farkı kararnamesinin uygulanması, * Yüklenicinin pay devri istemi, * Yaklaşık ücret ve bunun tespiti, * Yaklaşık olarak belirlenen ücretin aşılması durumunda iş sahibinin sözleşmeyi bozma hakkı, *Hasarın geçişi, * Zararın tümünü ödeyerek sözleşmeyi (keyfi olarak) bozma hakkı, * İş sahibinin şahsında veya onun özel tehlike alanında meydana gelen umulmadık olay nedeniyle ifanın olanaksızlaşması, * Yüklenicinin kişisel nitelikleri dikkate alınarak yapılan eser sözleşmesinin onun ölümü veya ehliyetsizliği nedeniyle sona ermesi, * Alacağın temliki, * Olanaksızlık, *Ceza koşulu, * Munzam zarar, * İnşaat Sözleşmesinde dürüstlük kurallarının önemi, * Yapı güvenliği ve bu güvenliğin ihlali halinde doğan hukuki sorumluluk, * Kamu yapım sözleşmelerinin kurulması, devredilmesi, sona ermesi ve yargısal denetimi.
 
Yararlı olması dileğiyle.
AV. İLKER HASAN DUMAN
İLETİŞİM BİLGİLERİ
Yazılı Adres         : Cevizli Mah. Anafartalar Caddesi, Keşan Sokak No. 4, K:2 D:5 Kartal/İstanbul
TLF-Faks: 0216 353 64 02
Cep: 0532 263 20 58
 Web Adresi: www.ilkerduman.av.tr
 

 


[1] Çetin Aşçıoğlu, Cumhuriyet Bilim Teknik, 2.4.2010: Türk yargı düzeninden giderek artan sızlanmaların temelinde, kuramsal (teorik) bilgilerin oluşturduğu bilimsel düşüncenin, bilerek ya da bilmeyerek dışlanması yatar. Bu nedenle; adalet, çok büyük ölçüde, bilimsellikten uzak ve pratik alanın disiplinden yoksun kuralları içinde gerçekleştirilmeye çalışılır. Bu düzen, usun ve bilimin onaylamayacağı yaygın söylemle savunulmaktadır: Teori başka, uygulama başka. İşin tehlikeli yanı; bu ilkel inanç, genç yargıç adaylarına öğütlenerek bilimsel düşünce yeteneklerinin gelişmesi işin başında körleştirilmektedir. Bu ilkel inancın kaynağı, bilgisiz ve özensiz hukukçularımızın, hukuk biliminin ve yasaların öngördüğü ilke ve yöntemleri uygulamayarak bozdukları yargılama düzeninin gerçek görünümdür. Oysa Medeni Yasa’nın 1. maddesi: “Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır” ilkesi ile ayrım yapmaksızın her alanda çalışan yargıca izleyeceği yöntemi buyurur. Çünkü hukuk bilimi Tanrısal ve beşeri alanın bilgisi, haklı ve haksızın bilimidir. Bilimden yararlanmayan hukukçu görevini savsayarak yerine getirmemiş sayılır. Her alanda olduğu gibi yargısal alanda da teori ve pratik bir birini bütünleyen kavramlardır. Hukukçu bilimsel görüşlerden ve yargı inançlarından edindiği bilgilerden yararlanarak sorun çözerken, hukukçu kimliğini varsıllaştırmakla kalmaz, hukukun gelişmesine de katkıda bulunur”.

KİTAP

Av. İlker Hasan Duman
Açıklamalı-İçtihatlı
İNŞAAT HUKUKU
8. Baskı
Seçkin Yayıncılık, Mayıs 2016

YARGI HABERLERİ

İMAR PLANLARINDA HİYERARŞİK İLİŞKİ, de, nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi [Devamı...]
İMAR PLANLARININ İPTALİ DAVASINDA DAVA AÇMA SÜRESİ, lanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem [Devamı...]
UZLAŞMA TUTANAĞININ İPTALİ, dur. Bu işlem ise idarenin kendi iç bünyesinde yaptığı kişinin hukuki durumunda bir değişiklik meydana getirmeyen kesin ve yürütülebilir olmayan işlemdir. Kamulaştırma [Devamı...]
TÜKETİCİ HAKEM HEYETİ KARARLARI, rların ise İcra ve İflas Kanununun “ilamların yerine getirilmesi” hakkındaki hükümlere göre yerine getirileceği, Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararlarına karşı [Devamı...]
Kooperatif Ortağı, Ödemiş Olduğu Aidatın Ayrıldığı Yıl Bilançosuna Göre Hesaplanacak Masraf Hissesi Düştükten Sonra Bakiyesini Talep Edebilir;, n ayrılan ortak, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep [Devamı...]
Likit Sayılması Gereken Kooperatif Aidat Alacağı Hakkında İcra İnkar Tazminatına Hükmedilmesi Gerekir;, ooperatife ait üye kayıt defterinde davacının ödediği meblağlar açıkça yazılmıştır. Davalı kooperatif sadece alacağın muaccel hale gelmediğini savunmuştur. Bu durum [Devamı...]
Kooperatif Eski Yöneticilerinin Kooperatifi Zarara Uğrattığı İddiasına Dayalı Tazminat Davası;, rulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılmasına bağlıdır. Fakat anılan yönteme uyulmaması durumunda davacı tarafa süre verilerek açılan [Devamı...]
Yönetim Kurulu Ve Tasfiye Kurulunun Yetkileri;, ooperatifler Kanunu'nun 55/1. maddesi aidat toplama görevinin yönetim kuruluna ait olduğunu, kooperatif ana sözleşmesinin 44/10. maddesi ise kooperatif adına dava açma ve [Devamı...]
İmar Kısıtlamalarından Doğan Davalar, [Devamı...]
Avukatın Dürüstlük Kuralına Aykırı Davranışı;, kilde fazladan avukatlık ücreti isteyemez (8. HD. 9.3.2015, 5221/5534).  [Devamı...]
Tespite İlişkin Kararlar İcraya Konulamaz;, lir (8. HD. 8.9.2014, 23863/14838).  [Devamı...]
Acele Kamulaştırmada Acelelik Halinin Değerlendirilmesi, ele kamulaştırılacak taşınmazlar açıklıkla gösterilmek suretiyle acele kamulaştırmanın kapsamı ve çerçevesinin belirlenmesi, acelelik halinin dışındaki durumlar için [Devamı...]
Katkı Payı Davasında Zamanaşımı, t olaya yeni Medeni Kanunda yer alan zamanaşımı kuralları uygulanmaksızın mal rejimi ve Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri dikkate alınarak çözüm [Devamı...]
Vadeden Sonra Ciro Alacağın Temlikidir, (12. HD. 19.1.2010, 19566/934). [Devamı...]
Bonoda Zamanaşımı, ; yıldır (12. HD. 17.3.2009, 25557/5658). [Devamı...]
Sözleşmeye Aykırılıktan Kiracının Tahliyesi, lığın giderilmesinin istenmesi gerekir. Kiralanan yerin açık şekilde fena kullanılması durumunda ihtar gönderilmesine gerek yoktur (6. HD. 2.11.2010, 7891/11974). [Devamı...]
Kararın Yalnız Boşanma Hükmünün Kesinleşmiş Olması, uml;re, nafaka ve tazminat alacağı kesinleşip kesinleşmediğine bakılmaksızın takibe konulabilir hale gelmiştir (HGK. 22.10.2002, 656/638). [Devamı...]
Kiralanan Yerin Boşaltıldığının İspatı ve Geriye Kalan Ayların Kirasında Kiracının Sorumluluğu, nundan önce boşaltan kiracı geri kalan sürenin kira parsından sorumlu olur. Ancak kiralayan da zararın artmaması ve taşınmazı aynı koşullarda başkasına kiralamak için gerekli [Devamı...]
Sanayi Suyunun Kaçak Olarak Satılması, delin davalı tarafından ödenmediğini öne sürmüştür. Mahkemece, dava konusu olayla ilgili olarak davacının yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar [Devamı...]
Sigortalılık Başlangıç Tarihinin Tespiti Davası, varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur ve fiili çalışma [Devamı...]
Bağımsız Bölümde Oturanların Komşularını Rahatsız Etmesi Ya da Yükümlülüklerini Yerine Getirmemesi Tahliye Nedeni Değildir, nda o kişinin ya da kişilerin bağımsız bölümden tahliyesini değil, Kat Mülkiyeti Kanunu md. 33/son’daki yaptırımın uygulanması gerekir. Tahliye hususu aynı Yasanın 24. [Devamı...]
Mal Ayrılığı Rejiminin Geçerli Olduğu Dönemde Taşınmaz Alırken Eşe Yapılmış Olan Katkı "Elden Bağış" Niteliğindedir, karşılıksız kazanma yoluyla gelen bu para, onun kişisel malı olmuştur. Davalıya ait pay “bağış” yoluyla gelen bu para ile alındığına ve davalının kişisel malı olduğuna göre, davalı [Devamı...]
Birbiriyle Çelişen Raporlar, l;m kurmaya elverişli değil ise mahkemece yapılacak iş ya HUMK 283. maddesi uyarına aynı bilirkişiden ek rapor almak ya da HUMK 284. maddesi uyarınca yeniden inceleme yaptırmaktan ibarettir. [Devamı...]
Takasa İbraz Edilen Çekin Kısmen Ödenmesi, l;ek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanunun 6/son maddesi “Takas odaları aracılığı ile ibraz edilmiş çekler için 10. maddede belirtilen sorumluluk miktarı dahil kısmi [Devamı...]
Hırsızlık ve Yağma Suçu Arasındaki Farklar, hdit veya hırsızlık ve yaralama suçunu oluşturur. Yağma suçunda tehdit veya cebir malın alınmasına veya teslimini sağlamaya yönelik olmalıdır. Mağdurun yaralanmasından sonra [Devamı...]
Başkasına Ait Kredi Kartını Kullanma, ;ğrenmek suretiyle ele geçirdiği menkul mal niteliğindeki banka kartıyla para çekmesi eyleminde kredi karının kötüye kullanılması yanında hırsızlık suçu da [Devamı...]
Fazla Mesainin İspatı, k dinlenebilir, herkes tarafından bilinen vakıalara da dayanılabilir. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma görünüyorsa ve işçi bordroları çekince koymadan [Devamı...]
İşçinin Başka Bir İşyerinde Çalıştırılması, n sözleşme hükmü geçerlidir. Ancak bu yetkinin işveren tarafından dürüstlük kuralına uygun olarak kullanılması gerekir (9. HD. 24.5.2010, 20411/14372). [Devamı...]
Verilen Onayın Geri Alınması TMK md. 2'ye Aykırıdır, a açmaları dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz (18. HD. 15.6.2010, 1416/9003). [Devamı...]
Bonoda Bedelsizlik İddiasının İspatı, [Devamı...]
Çek İptalini İsteme Hakkı, böyle bir hak tanınmamıştır. Böyle bir durumda keşideci, anılan Yasanın 711. Maddesi hükmü gereğince muhatabı ödemekten men edebilir veya elinden çıkan çek [Devamı...]
Kasko Sigortalı Araçta Meydana Gelen Hasar, ortalı aracın sürücü belgesiz kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen hasarlar teminat dışıdır. Kaza tarihinde sigortalı araç [Devamı...]
Manevi Tazminat, a açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarar uğrayanın manevi ıstırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Manevi [Devamı...]
Haksız Fiilde Failin Temerrüdü ve Faizden Sorumluluğu, inden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği [Devamı...]
Boşanma Davasında Ziynetlerin İstenmesi, ahsilini de istediğine göre, hüküm altına alınan ziynetlerin cins, gram ve ayarları gösterilmeden toplamının değerine göre hükmedilmesi doğru değildir (2. HD. [Devamı...]
Boşanma Davasında Çalışmaya İzin Verilmemesinden Kaynaklanan Kazanç Kaybının İstenmesi, asının izin vermediğini öne sürerek, bu yüzden yoksun kaldığı kazanç kaybına karşılık maddi tazminat istemiştir. Bu talep TMK’nun 174/1 kapsamında boşanmanın eki [Devamı...]
KAZANILMIŞ HAK, nmazdaki yapıların kaba inşaatının tamamlandığı, idare mahkemesince dava konusu yapı ruhsatlarıyla tespit edilen kısım haricinde yeni yapılaşma hakkı verilmediği, bu nedenle ruhsatların kazanılmış [Devamı...]
İŞLEMİ KURAN İDARE ONU GERİ ALABİLİR, ">Fazla çalışma ücretlerinden kesilen gelir vergisinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun Defterdarlık tarafından kabul edilerek yapılan kesintilerin davacıya ödendiği, sonrasında [Devamı...]
İDARE MAHKEMESİNDE DAVA AÇMA SÜRESİ, ">Anayasanın 125’inci ve 1602 sayılı Kanunun 40’ıncı maddesinde, dava açma süresinin her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren [Devamı...]
Karayolları Trafik Kanunundan Doğan Hukuk Davalarında Görevli Ve Yetkili Mahkeme, e yayımlanan değişiklikle bu kanunun uygulanmasından doğan hukuk davalarında görevli ve yetkili mahkemeler yeniden belirlendi: "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları [Devamı...]
Karayolları Trafik Kanunundan Doğan Hukuk Davalarında Görevli Ve Yetkili Mahkeme, e yayımlanan değişiklikle bu kanunun uygulanmasından doğan hukuk davalarında görevli ve yetkili mahkemeler yeniden belirlendi:          “İşleteni [Devamı...]
Alkollü Araç Kullanmak, ol açmaz. Mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan kurul aracılığıyla; olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip [Devamı...]
Bonoda Zamanaşımı, re üç yıllık zamanaşımı süresine tabi iseler de; söz konusu bonolar taraflar arasındaki temel borç ilişkisi yönünden yazılı delil başlangıcı olarak kabul [Devamı...]
Üye Kooperatifle İlişkisini Kesince Üyelik Sıfatı Sona Erer, üğünü yerine getirmeyen ve ilişkisini kesen davacının kooperatif ortağı olduğunun tespiti için açmış olduğu davanın MK’nın 2. Maddesi uyarınca kabul edilemeyeceği, [Devamı...]
Estetik Ameliyatı Yapılmasına İlişkin Sözleşme, öne sürerek maddi ve manevi tazminat istemiştir. Dosya kapsamından estetik ameliyat konusunda tarafların sözleştikleri anlaşılmaktadır. Tarafların sözleşme yapmaktaki asıl [Devamı...]
Müstehcen Görüntü Bulundurma, ideo görüntüleri olduğu, bir kısmının ise hayvanlarla insanların cinsel ilişkilerinin görüntülerini içerdiği, çocukların kullandığı müstehcen [Devamı...]
Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi-Yolsuz Tescil, nde olup, bu yolla oluşan tapu kayıtları gerçek mülkiyet durumunu oluşturmaz. Yüklenici edimini ifa ettiği oranda şahsi hak elde edebilir ve elde ettiği hakkını [Devamı...]
Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi-Alacağın Temliki-İtiraz ve Defiler, ly: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Yüklenici arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesine göre kazandığı şahsi hakkını [Devamı...]
Temyiz Harcının Yatırılamaması-adil Yargılanma Hakkı, kça yüksek miktarda olan karar ve temyiz harcının yatırılmasının istenmesi ve verilen sürede yatırılmaması üzerine kanun yoluna başvuru hakkının ortadan [Devamı...]
Harici Satış Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil, kümleri uyarınca isteyebilirler. Taşınmazın güncel karşılığı talep edilmez ise de, harici satış nedeniyle ödenen bedelin uyarlama kuralları gereğince hesaplanması ve sonucuna göre [Devamı...]
Tespit Davasında Hukuksal Yarar Koşulu, rdan söz edebilmek için; bir hakkın veya hukuki durumun mevcut ve yakın bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, bu tehdidin zarar doğurabilecek nitelikte olması, tespit [Devamı...]
Sözleşmeye Aykırılık Nedeniyle Tahliye, iş olmasının verilen süreden sonra olup akde aykırı davranışı ortadan kaldırmayacağı gözetilmelidir. Öte yandan kiralanan kiralanma amacı dışında kullanılmaya da devam etmekte olup, [Devamı...]
İştirak Nafakası, ;ocuğa bakıyorsa, çocuğa bakan taraf velayetin nezi davasını açmadan doğrudan iştirak nafakası talebinde bulunabilir (3. HD. 11.10.2010, 14433/16126). [Devamı...]
Boşanmada Manevi Tazminat, zere boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden olmalıdır. Boşanma sebebi olarak gösterilmemiş, ancak boşanmanın kesinleşmesine kadar gerçekleşmiş sadakat [Devamı...]
CEMAAT VAKIFLARININ GAYRİMENKUL EDİNME HAKKI:, ip gerçek ve tüzel kişiler sahip olabilirler. Fransız ... Rahipleri adlı topluluk adına tapuya kayıtlıyken, açılan dava sonucu tüzel kişiliği bulunmayan ve ne Türkiye [Devamı...]
AİHM'NCE HÜKMEDİLEN TAZMİNATIN HAZİNECE ÖDENMESİ:, ersonele rücu mekanizması işletilmediği için dava yoluna başvurulduğunu, sorumlulara rücu etme konusunda idarenin takdir yetkisi bulunmadığını; maddi mağduriyetleri ödenen [Devamı...]
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ'NİN KESİNLEŞMİŞ HAK İHLALİ KARARLARI:, üler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmuşlardır. Anılan mahkeme, hükümlülerin yargılandığı Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin bağımsız ve tarafsız olmaması, savunma [Devamı...]
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ'NİN KESİNLEŞMİŞ HAK İHLALİ KARARLARI:, r, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmuşlardır. Anılan mahkeme, hükümlülerin yargılandığı Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin bağımsız ve tarafsız olmaması, savunma hususunda [Devamı...]
AVRUPA SOSYAL ŞARTI:, uml;venlik sisteminden yararlanarak böyle bir imkan sağlayamayan herkese yeterli yardımı sağlamayı ve hastalık halinde bu kişinin şartlarının gerektirdiği bakımı sağlamayı akit taraflar [Devamı...]
AHİM ÖNÜNDE YAPILAN SULH ANLAŞMASI İİK'NIN BELİRTTİĞİ ANLAMDA İLAM SAYILMAZ:, ilişkin kararına dayanarak Dışişleri Bakanlığı aleyhine ilamlı icra takibine geçmiş, takibe mercii nezdinde borçlu vekilince şikayet edilmiştir. İlamlı icra yoluna başvuru için [Devamı...]
AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİNE AYKIRILIK:, lgili davalarda, davanın taraflarının herbirinin; diğer taraf karşısında kendisini önemli ölçüde dezavantajlı konumda bırakmayacak şartlarda iddia ve savunmalarını mahkemeye [Devamı...]
TERCÜMANLIK ÜCRETİ SANIĞA YÜKLETİLEMEZ:, nığa sağlanan tercüman için ödenecek ücretin mahkumiyet halinde dahi sanığa yükletilemez (7. CD. 24.6.2003, 2478/5303). [Devamı...]
ADİL YARGILANMA HAKKINA AYKIRILIK, azlığın, taraflar arasında fark gözetmeksizin iddia ve savunmaların eşit ve karşılıklı yapıldığı dürüst bir yargılamadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uluslararası insan [Devamı...]
DİL BİLMEYEN SANIĞIN ÜCRETSİZ OLARAK ÇEVİRMENDEN YARARLANMA HAKKI, yardımından ücretsiz olarak yararlanmak hakkına sahiptir" hükmüne aykırı olarak mahkemece mahkum olan dil bilmeyen sanıktan çevirmenlik ücretinin alınmasına karar [Devamı...]
AHİM'in KESİNLEŞEN KARARI, in kararına ilişkin AHİM 2. Dairesinin kesinleşen kararı nedeniyle 2577 sayılı Yasa'nın 53/1-ı maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü ile dava konusu işlemin iptali gerekir [Devamı...]

HIZLI ERİŞİM

Seçilmiş Mevzuat Seçilmiş Yazı ve Yargı Kararları Dilekçeler Sözleşmeler İhtarnameler İnşaat-İmar Sözlüğü İnsan Hakları Belgeleri İnsan Hakları Kararları Bilirkişi Raporları Yasal Faiz Hesabı Hukukumuzda Parasal Sınırlar Avukatlık Asgari Ücret Tablosu Önemli Yasal Süreler

KÜMELER

AYIN KONUSU YÖNETSEL YARGI YARGI DÜNYASI ANAYASA VE ANAYASA MAHKEMESİ MAKALELER AVUKATIN GÜNCELİ TBB DİSİPLİN KARARLARI FORUM PRATİK BİLGİLER RESİM VE KARİKATÜR ÖZLÜ SÖZLER ATATÜRK VE CUMHURİYET BAĞLANTILAR

HAVA TAHMİNİ

5 Günlük Hava Tahmini (İstanbul) 5 günlük hava tahmini
5 Günlük Hava Tahmini (Ankara) 5 günlük hava tahmini
5 Günlük Hava Tahmini (İzmir) 5 günlük hava tahmini Kaynak http://www.dmi.gov.tr